Dinimizde yeri olmayan batıl inançlar

Dinimizde yeri olmayan batıl inançlar
11.932 kişi okudu.

Dinimizde olmayan batıl inançlar nelerdir?

Dinimizde yeri olmayan yapılmakta olan batıl inançlar. Toplumda yaygın olan batıl inançlar nelerdir? Batıl inançlar nelerdir madde halinde.

Batıl inançlar tamamen insanların korkularından, dinlerini iyi bilmemelerinden ve gelecek kaygılarından kaynaklanıyor. Batıl inanışların hemen hepsi insanlar tarafından uydurulmuştur. Korkularını, beklentilerini bir olaya bağlama ihtiyacından, başa gelen olumsuzluklara veya olmasını istedikleri şeye sebep yaratma amacıyla ortaya atılmıştır. “Batıl” adı üstünde gerçek dışı, dayanağı olmayan demektir. Bu tür inanışların hiç bir mantıksal temeli de yoktur. Mantık dışı, İSLAMLA alakası olmayan şeylere inanan insanların uyguladığı ve çevresindekilere de uygulatmaya çalıştığı temelsiz hareketlerdir.

Yine aynı şekilde bazı olayları veya nesneleri uğursuzluk olarak adlandırmak da batıl inançtır. İslam dininde batıl inançlara yer yoktur. Bunlar ya yukarıda belirttiğimiz sebeplerle veya özellikle, kasıtlı olarak dini bozmak, yıpratmak amacıyla ortaya atılmış şeylerdir.

Toplumların ortak kültürel ve sosyal derdi olan bu batıl inançların kök salmasına zemin hazırlayan birçok sebep vardır. Cehalet, âdet, gelenek, görenek, menfi propaganda, çıkar hesapları, kişisel zaaflar, insanların saf ve temiz inançlarını istismar, dini yanlış anlatma… gibi sebepler, hurafe ve batıl anlayışların ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden olan faktörlerden bazılarıdır.

Dinimizin emir ve yasakları açık ve nettir. Sonradan uydurulan yanlış uygulama ve batıl inançların İslamla ilgisi de yoktur. Müslümanların yanlış uygulamaları dinimize fatura edilemez. İslam’a sonradan sokulmaya çalışılan şeylere BİDAT; batıl inançlara da HURAFE diyoruz.

Bugün insanımızın benimsediği batıl inançlar içinde akla, mantığa uymayan, İslam Dininin emirleriyle hiç bağdaşmayan öyle saçma inanışlar vardır ki, insan bunlara inananlara hem hayret ediyor, hem de üzülüyor.

batil-inanislar

BATIL-HURAFE-BİDAT

Dişi ağrıyanın mezar taşını ısırıp arkasına bakmadan evine dönerse ağrısının kesileceğine inan mı ararsınız! Bazı mahallerdeki ağaç, türbe ve mescit pencerelerine bez bağlamakla, taş yapıştırmakla dileğinin yerine geleceğine, cuma günü ezan okuyan müezzine minareden başörtüsü sallatırsa, kısmetinin açılacağına inan mı! Maalesef insanlarımızın büyük bir çoğunluğu traji komik söylemlere inanarak islamı ve esaslarını yok saymaya devam ediyor.

Bu arada baykuşun ötmesinden, köpeğin havlamasından, kurbağanın sesini yükseltmesinden, yıldız kaymasından, göz seğirmesinden, burun kaşınmasından, kulak kızarmasından nice mana ve hükümler çıkarmaktadır. Cuma gecesi ev temizlemenin, cumartesi günü de çamaşır yıkamanın uğursuzluk getireceğine inananların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

İnsan, yaratılış itibariyle inanmaya ve telkine müsait bir varlıktır. Başına bir dert, bir bela geldi mi, deva ve şifa umuduyla her çareye başvurmakta, her duyduğunu yapmaya kalkışmaktadır.
İşte insanın bu zaafını iyi bilen bazı kimseler, (üfürükçüler, muskacılar, cinciler, falcılar) bundan istifade etmesini bilmektedirler. İnsanın duygu, düşünce ve inancını istismar ederek onu, yanlış yollara sevk etmekte ve menfaat sağlamakta, hatta çevresinde manevî otorite kurabilmektedirler.

EN ÇOK BİLİNEN BATIL İNANÇLAR

-Ölülere yasin okuyup okuyup bunları biriktirdiğini söyleyen istismarcılara aldanarak bu sekilde “hazır Yasin” satın almak ve bunu ölülere bağışlamak.

-Ruh çağırmak, büyü yapmak ve yaptırmak, fal bakmak, yıldızların durum ve hareketlerinden geleceği söylemek, kursun döktürmek.

-Ölünün arkasından yedinci, kırkıncı, elli ikinci, geceleri hayırlı bilmek ve bu gecelerde hayır yapmak.

-Türbelere, kabirlere mum dikmek, bez bağlamak, tuz serpmek.

-Mezar taşlarına ölünün resmini yapıştırmak.

-İki bayram arasında nikâh kıymamak.

-Cenaze taşırken tekbir getirmek veya alkış tutmak.

-Haftanın bazı günlerini uğursuz saymak. Bir çok kişi tarafından benimsenmiş, hala uygulanmaya devam edilen islamda yeri olmayan bazı batıl inaçlardır.

batıl-inançlar

Bunlar haricinde halk arasında en çok rastlanan BATIL inançlar şöyle;

– Ölen bir kişinin etleri ölümünden 40 – 52 gece sonra kemiklerinden ayrılır. Ölünün etleri kemiklerden kolay ayrılsın diye o gece evinde dua edilir.
– Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.
– Eve ölü girmesi iyi değildir, eve dışarıdan ölü getirilirse o evden birbiri ardı sıra üç ölü çıkar.
– Ölü olan evin komşuları evlerindeki suları dökerler. Aksi halde birbiri sıra ölümler meydana gelir.
– Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.
– Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür.
– Geceleri su üzerinden atlanmaz. Su birikintileri ecinnilerin ve perilerin mekanıdır.
– Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak kaynayan sütün altına atılır.
– Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir.
– Ölü evden çıkarılmadan üzerinden kedi atlarsa ölünün hortlayacağına inanılır.
– Ölü bulunduğu odadan yıkanmaya götürülürken yatağına bir baş soğan konur.
– Ölü gömülene kadar ev süpürülmez, çamaşır yıkanmaz, eve su getirilmez.
– Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür.
– Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır.
– Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
– Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.
– Bir kimsenin bitlenmesi yakın zamanda öleceğine işarettir.
– Bir kişi gömüldükten sonra ruhu 7 gün evini ziyaret eder.
– Kırklı kadının yattığı odaya kibrit ve süpürge konulur.
– Kulağın çınlaması birisi tarafından anılmaya işarettir.
– Hamur yoğururken dışarı hamur sıçrarsa misafir gelir.
– Mezara toprak atılırken elden ele kürek verilmez.
– Gök gürleyince bir bıçak alınarak dama atılır.
– Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.
– Yola giderken dönüp bakmak iyi değildir.
– Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar.
– Ölünün elbiselerini giyenin ömrü uzar.
– Kırık ayna uğursuzluktur.

Dinler tarihi incelendiği zaman görülecektir ki; hemen hemen her devirde bid’at, hurafe ve batıl inanışlar, toplumların ortak problemi olmuş, daima gündemdeki yerini ve önemini muhafaza etmiştir. Bu, dün olduğu gibi bugün de böyledir. Birçok hurafe, dinimizin esasları arasına zararlı bir “parazit” gibi karışmıştır.

Ancak biz inanıyoruz ki, iyi niyetli, temiz düşünceli müslüman kardeşlerimizi bazı niyetli insanların istismarından kurtarmak için onları uyarmak ve eğitmek gerekmektedir. Halkımızın sağduyusu sağlamdır. Hurafe, BATIL inançların ortadan kaldırılması için yılmadan, usanmadan doğru olanı söylemek ve öğretmek gerekir.

Hak gelince batılın ortadan kalkacağını Kutsal Kitabımız haber vermektedir. İslam Dininin gelmesiyle yeryüzünde bir sürü batıl inanç yıkılmış ve ortadan kalkmıştır. Günümüzde görülen bazı yanlış inanç ve adetlerin devam etmesi, İslam’ın güçsüzlüğünden değildir. Çünkü İslam esaslarını, İslam düşüncesini iyi bilen hurafeye, safsataya kanmaz. Hurafelerin devam etmesi, halkın çoğunluğunun İslam Dininin emir ve yasaklarını iyi bilmeyişinden kaynaklıdır.

Bu konudaki Hadis-i Serifler:

“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir sey ortaya cikarirsa, o sey kabul edilmez.” Aise radiyallahu anha

“Kim bizim dinimizde olmayan bir sey yaparsa o merduttur, makbul degildir.” Muslim

Etiketler:

Dinimizde yeri olmayan batıl inançlar Konusuna 8 Yorum Yapıldı
  1. isimsiz dedi ki:

    Hocam selamın aleyküm, şirk koşup tövbe edenin Allah tarafından tövbesi kabul edilir mi herhangi bir ayet var mı?

    1. islamevim dedi ki:

      Aleykümselam kardeşim. Şirk büyük günahlardandır. İnsan şirk koşmuş olarak, tevbe etmeden, kafir olarak ölmüşse Allah bunu bağışlamaz, ama halini düzeltip de tevbe eden birisini bağışlayabilir. Ayette de bağışladığını bildiriyor. Pek çok ayetlerde de halini düzeltenlerin kurtulduğunu beyan ediyor.

      Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: “Bize Allah’ı açıkça göster.” Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa’ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik. (4 Nisa Suresi, 153)

      Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardım edici de bulamazsın.
      Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektir.(Nisa, 145-146)

      1. İsimsiz dedi ki:

        Anladigim kadariyla tövbe edersek gunahimiz af olur.ben tam emin değildim yinede tövbe ettim peki şirk kosupta tövbe eden Din den çıkar mi kâfir mi olur yoksa Müslüman mı olur?

        1. islamevim dedi ki:

          Mühim olan hatayı anlayıp tövbe etmek, kendini düzeltmek. Allah c.c’nün Rahmet ve Merhameti çok büyük. İhlasla ona kulluk edenin hakkını zayi etmez. Günahımız ne olursa olsun, hata ettiğimizi anlayıp döner ve Allah c.c’ye yaklaşma yoluna girersek, affedilmeyi, temizlenmeyi umarız.

  2. Anonim dedi ki:

    Selâmün aleyküm hocam ,benim böyle bir düşüncem var peygamber efendimizin ismini söylediğimizde (sav) diyoruz ya da (sav) dememiz gerekiyor. Ama bu alemlerin rabbi olan ALLAH (cc) ismini andığımızda bir şey söylemiyoruz ya da söylememiz gerektiğini söyliyen ayet veya hadis yok ((((sorumun asıl kısmına geliyim )))) ben bunları düşünürken zihnimden geçdi yada geçmiş gibi mi oldum bilmiyorum ama ”’ YARAP ben senin ismini andığımda LA İLAHE İLLALLAH demesem benim canımı al”” diye bişe düşündüm yada öyle aklımdan geçdi şimdi kendimi mecbur hissediyom yani günümüzde de ”maşALLAH ,supanALLAH ,eyvALLAH, VS ” yada bütün dualarda yani her yerde RABBİMİZİN ismi geçiyor söyliyemessem de ölücem gibi hissediyom yani bunu nasıl önliyebilirim yoksa yemin gibi mi oldu söylemem mi gerek ne yapmalıyım hocam yardım ederseniz ALLAH razı olsun inşALLAH sorumu anlatabilmişimdir.

    1. islamevim dedi ki:

      Aleykümselam kardeşim kendi kendine vesvese yapıyorsun. Rabbimizin bir çok ismi var, günlük hayatta Hak tela, mevla, Rabbül alemin gibi sözcüklerle ifade ediyoruz genellikle. Rabbimizin isimlerini herzaman saygıyla söyler ve dinleriz. Sen kendi kendine kafanda bir düşünce oluşturup ona saplanmışsın, başka konularla ilgilen. Sonra iyice hastalık haline dönüşmesine yol açarsın.

      1. sa dedi ki:

        Yani söylemesem olur mu hocam ?

        1. islamevim dedi ki:

          Bu konu hakkında bilgim yok kardeşim, bildiğimi cevap olarak yazdım zaten.

Sayfa başına git