Allah’a güvenmek adaletten ayrılmamak

Allah’a güvenmek adaletten ayrılmamak
2.781 kişi okudu.

Allah’a Güvenmek
Müslümanın, her hususta Allah’a güvenip dayanmasına, üzerine düşen görevleri yaptıktan sonra işlerini Allah’a havale etmesine tevekkül denir. Dolayısıyla, çalışmadan, sebeplere sarılmadan işi Allah’a
havale etmek tevekkül değildir. Buna göre, çalışma, sabır ve tevekkül birlikte olacaktır. Çalışmadan işleri Allah’a havale etmek doğru olmadığı gibi, Allah’ı hesap dışı bırakmak da doğru değildir. Çünkü kişinin, Allah’ın izin ve yardımı olmadan başarılı olması mümkün değildir. Kur’an’da mü’minlerin Allah’a tevekkül etmeleri emredilmiş (Mâide, 5/11); “Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter” (Talak, 65/3) buyrularak tevekkül eden bir mü’minin Allah’ın koruması altında olduğu bildirilmiştir.

Adalatten Ayrılmamak
Adalet, bütün insanlığın vazgeçemeyeceği en önemli değerlerden biridir. İslam, adalete büyük değer vermiştir. Allah’ın adil olup zulmetmeyeceği (Âl-i İmrân, 3/18, Yunus, 10/47) ve adaletli davrananları sevdiği vurgulanmış (Hucurât, 49/9), mü’minlerin de adaletli olmaları istenmiştir (Hucurât, 49/9; Nahl, 16/90). Kur’an-ı Kerim’de; “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 16/90) buyurulmaktadır.

Bir hadis-i şerifinde Peygamber Efendimiz (s.a.s.); “Verdiği hükümlerde ailesinin ve halkın yönetiminde adaletle davrananlar, kıyamet gününde Allah Teala’nın katında yüksek makamlarda bulunurlar…” (Müslim, “İmare”, 5) buyurarak adaletle davranmanın Allah katındaki mükâfatını dile getirmiştir.

Sadaka-i Cariye
Sadaka-i câriye, sürekli ecir getiren sadaka anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde sürekli ecir kaynağı olan amelleri şöyle belirtir: “İnsanoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Sadaka-i câriye (süreklilik arz eden sadaka) sahibi kimseler, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanlar ve kendisine hayır dua eden salih bir evlat yetiştirenler.” (Tirmizî, Ahkâm”, 36) Bu hadiste zikredilen sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, aş evi, hastane, okul vb. hayır yerlerini içine alır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve desek olanlar, gerek sağlıklarında gerekse vefatlarından sonra sürekli ecir almaya devam ederler.

Etiketler:

Allah’a güvenmek adaletten ayrılmamak Konusuna 2 Yorum Yapıldı
  1. soruu dedi ki:

    Kafir kişileri(mesela televizyonda gördüğü)hayal etmek onların yasamlarini yaptiklarini hayal etmenin hükmü nedir?Yani mesela iki kafiri sevgili olarak hayal edip arkadaşlarını falan günlük hayattaki konuşmalarını hayal etmek ama bu kişilerin kafir olduğunu düşünmeden namaz kilmayan günahlar işleyen kişi olarak hayal etmek ya da televizyonda güzel kafir kız veya yakışıklı kafir erkek görüp günlük yaşamını hayal ederken kendisiymis gibi düşünmek(kafir olduğunu dusunmeden)Bunların hükmü nedir?Bu bir hayal hastalığı midir?

    1. islamevim dedi ki:

      Herşeyin azı karar çoğu zarar, güzel ve faydalı şeyler hakkında hayal kurmak iyidir. Kötü işler ve olaylar hakkında hayal kurmak ise insanı olumsuz etkileyebilir. İpin ucunu kaçırıp hayal alemine fazla kapılmamak ve zamanın çoğunu hayaller dünyasında geçirmemek şartıyla insan hayal kurabilir.

Sayfa başına git